31 Ağustos 2017 Perşembe

Oğuzhan Özyakup sözleşme (2018 haziranda bitiyor)


2014-2015 sezonunda 1.200.000 Avro garanti ücreti ve 10.000 Avro maçbaşı ücreti,
2015-2016 sezonunda 1.300.000 Avro garanti ücreti ve 10.000 Avro maçbaşı ücreti, 
2016-2017 sezonunda 1.400.000 Avro garanti ücreti ve 10.000 Avro maçbaşı ücreti,
2017-2018 sezonunda 1.500.000 Avro garanti ücreti ve 10.000 Avro maçbaşı ücreti,

Necip Uysal sözleşme


Necip Uysal ile yapılan sözleşme

2014-2015 sezonunda 900.000 Avro garanti ücreti ve 10.000 Avro maçbaşı ücreti,
2015-2016 sezonunda 900.000 Avro garanti ücreti ve 10.000 Avro maçbaşı ücreti, 
2016-2017 sezonunda 1.000.000 Avro garanti ücreti ve 10.000 Avro maçbaşı ücreti,
2017-2018 sezonunda 1.100.000 Avro garanti ücreti ve 10.000 Avro maçbaşı ücreti,
2018-2019 sezonunda opsiyonlu olmak üzere, 1.100.000 Avro garanti ücreti ve 10.000 Avro maçbaşı ücreti,

Kaynak: kap. Bjk.com.tr

bu sezon; Beşiktaş şampiyon olmasın da, ne olursa olsun sezonu

Kaynak:
http://m.uludagsozluk.com/e/37617145/

oğuzhan özyakup konusunda çok dikkatli olması gereken camia.

sıralamaya bakalım: 

luce oğuzhan ile görüşüyor, '' kampta görüşürüz. '' diyor.
bursa maçından önce kadro açıklanıyor, özyakupkadroya alınmıyor. 
rıdvan '' luce oğuzhanı almadıysa, beğenmemiştir. '' diyor.
bursa maçı oynanıyor.oğuzhanluce nin söylediklerini basınla paylaşıyor.
rıdvan, bursa maçını baz alarak '' luce ' haklıyım ' demiştir. '' diyor.
tayfur havutçuoğuzhan tercihinin '' taktik '' gereği olduğunu söylüyor.
oğuzhan apar topar milli takıma alınıyor.

millet, siz ne anladınız bilmem; ben şunu anladım:

'' haftaya görüşürüz. '' deyip kadroya almamak; bursa maçında kötü oynaması içindi.
rıdvan ın ilk açıklaması ve tayfur un sözleri, bunun güya! taktik gereği olduğu imajı çizmek için.
şimdi bu geri adım, '' çok istediniz, çağırdık. '' demek için.

beyler, olay tamamen beşiktaş a yönelik. şimdi olası bir başarısızlıkta bütün ihaleyi oğuzhan a yıkacaklar. kaptanı üzerinden beşiktaş ı vuracaklar. 

bakın çok net söylüyorum: sözde '' taktik '' gereği milli takıma alınmayan bir oyuncu, tepkiler üzerine 11 başlarsa buna kargalar güler. taktiğiniz mi değişti birkaç günde?

burnuma çok pis kokular geliyor. başkan, teknik direktör derken oyuncularımızla uğraşmaya kadar geldi iş.

'' lan amma komplocu adamsın! '' diyen olacaktır. buyurun:



federasyon, kurullar, yayıncı kuruluş, basın... derken işmilli takıma kadar geldi. 

arkadaşlar dalga geçmiyorum, şaka da yapmıyorum. bu sezon beşiktaş ı her yerden vurmaya çalışacaklar. kulüpler birliği başkanı dursun özbek, yardımcısı şekip mosturoğluerman toroğlu ve ahmet çakar ın artık ayyuka çıkmış beşiktaş saldırıları. rıdvan ın yaptıkları. medyadaki türlü ( işte sözde başkan - hoca çekişmesinden tutun da kadro içinde huzursuzluk olmasına kadar. ) algı operasyonu.

artık milli takımı da beşiktaş ı çomaklama malzemesi olarak kullanmaya başladılar. eğer arda nın galatasaray a transferi gerçekleşirse iyice işkillenmeye başlayacağım bu durumdan.

sözün özü:

(bkz: 2017 2018 beşiktaş şampiyon olmasın sezonu)

50. yılındaki trabzonspor mu?
koltuğu sallantıda aziz'li, taraftarın istemediği aykut'lu ffp kıskacındaki fenerbahçe mi?
kongre öncesi son kurşununu atmış, transfere dünyaları gömmüş dursunlu galatasaray mı?

bunlar önemli değil... bu sezon; beşiktaş şampiyon olmasın dane olursa olsun sezonu.

taraftar uyanık olacak, yoksa lime lime oluruz

Cenk Tosun'un Beşiktaş ile devam eden sözleşmesi



Profesyonel futbolcu Cenk Tosun ile 2014-2015 sezonundan itibaren geçerli olmak üzere 5 yıllık sözleşme imzalanmıştır. Buna göre oyuncuya;

2014-2015 sezonu için 1.700.000 Euro,
2015-2016 sezonu için 1.450.000 Euro,
2016-2017 sezonu için 1.500.000 Euro,
2017-2018 sezonu için 1.600.000 Euro,
2018-2019 sezonu için 1.700.000 Euro garanti ücreti ödenecektir.

Oyuncuya ayrıca, tüm sezonlar için geçerli olmak üzere 10.000 Euro maçbaşı ücreti ödenecektir.

30 Ağustos 2017 Çarşamba

Bir tane basın şerefli!! mensubu çıkıp Luce ye soramadı mı Ozan'la Selçuk'ta ne buldunda çağırdın

kaptanı oğuzhan özyakup' tur. 

az önce gerçekleşen basın toplantısında, mircea lucescu denen haysiyetsiz herif oğuzhan için "ilk iki hafta yetersiz gördüğüm için çağırmadım ama bu haftaki * maçını izledikten sonra fikrim değişti" demiştir. 

o amına kodumun salonunda bir tane şerefli basın mensubu da çıkıp "peki selçuk inan ve ozan tufan' dan ilk iki haftada ne gördünüz de çağırdınız?" diye soramamıştır. türk spor medyasının hali işte bundan ibarettir. bu kadar leş bir ortamdır tepeden tırnağa türkiye' de futbol camiası. 

hepinizin allah belasını versin. iğrendirdiniz lan vallahi futboldan iğrendirdiniz artık ya.

https://eksisozluk.com/entry/70490512

29 Ağustos 2017 Salı

Celta Vigo 2017 2018 sezonu yeni sezon formaları



daha acımasız olacağız. size bu ülkede yeni spor dalları aratmaya devam edeceğiz. durmaya hiç niyetimiz yok



bu kulüpte 2012 yılından şu güne yaşananları çok rahat bir kitap haline getirebilirsiniz. ben entry haline getireceğim. unutmamak için. güzel günlerin keyfini daha çok çıkartmak, yere düşen beşiktaş'a bir tekme daha atanlara karşı daha acımasız olmak için.

2012-2013 sezonu. beşiktaş, pahalı transferlere rağmen 3 sezondur şampiyonluğun yanından geçememiş. kulüp glasgow rangers gibi batmanın eşiğine gelmiş. kulüp başkanı ani bir kararla tffbaşkanlığına kaçmıştı. yeni başkan seçildi. feda sezonu başladı. yeni başkan "bir kaç yıl sportif başarı beklemeyin" dedi sezona başlarken. takımın başına beşiktaş'tan para talebi olmayan eski oyuncumuz samet aybaba getirildi. maaşını düşürmeyen oyuncularla yollar ayrıldı. maliyeti düşük futbolcular alındı. 3 sezondur şampiyon olamayan beşiktaş'ın şampiyonluk hedefi artık iyice kaf dağının arkasında kalmıştı. sezona beşiktaş beklediğimizden iyi başladı. bugörüntü inönü stadı'mızda oynanan bir trabzonspor maçındandı ve tarihe geçti. kendisinden hiçbir şey beklenmeyen o çocuklar bizi pahalı yıldızlarınkinden daha çok şampiyonluk yarışında tuttu ama güçleri yetmedi işte. fotoğrafın özeti buydu. beşiktaş ligi üçüncü bitirdi. sezonun sonunda beşiktaş inönü stadı'na veda ettik.

2013-2014 sezonu. takımın başına slaven bilicgeldi. atiba hutchinson ve gökhan töre takıma katıldı. kimsenin ilk alındıklarında bu oyunculardan beklentisi yoktu. rangers batarken, onun yardımına koşan ilk takım, ezeli rakiplericeltic olmuştu. statsız, borç batağında yüzen, mütevazi kadrolu beşiktaş'a hiçbir rakibi elini uzatmadı. iki para babası takım, beşiktaş'ı stadında bir maç bile ağırlayamadı. üstüne üstlükböyle pankartlarla rakibinin düştüğü durumla alay etti. beşiktaş ffp gerekçesiyle hakkı olmasına rağmen avrupa kupalarına katılamadı. ligde geçen seneden iyi futbol sergilese de yine rakiplerine diş geçiremedi. göçebe gibi 4 farklı statta oynayarak hiç iç saha maçı yapamadan ligi üçüncü tamamladı.

2014-2015 sezonu. slaven bilic'le devam kararı alındı. biraz daha iddialı bir kadro oluşturuldu. beşiktaş yıllar sonra avrupa'ya katıldı. bir anadolu takımı seviyesinde görülen, üçüncü büyük lakaplı beşiktaş, olimpiyat stadı'nda liverpool'u elerken, adeta bugünlerin mesajını veriyordu. beşiktaş son 16 turunda elendi. lider şekilde götürdüğü ligi, sözde evindeki 2 derbiyi de 0-2 kaybetmesiyle yine üçüncü bitirdi. galatasaray'a 0-2 kaybettiğimiz maçta, olimpiyat stadı'nda açık tribündeydim. 90 dakika hiç aralıksız sicim gibi yağmur yedik tüm tribün. biri bile çıkmadı taraftarın. çocuklar yalnız kalmamalıydı. statsız ve mütevazi kadroyla bu kadar olurdu. beşiktaş'a hiç kızamadığımız gibi yine kızamadık. stadın inşaatına bakıp "bit artık be" diye sitem ettik en fazla. hepsi bu. bugünleri görmüştük o gece.

2015-2016 sezonu. sezona türk milli takımı'na en büyük başarıyı kazandırmış olan şenol güneş'le başladık. muhalif çizgisinden dolayı "köylü" diye ezilmeye çalışılan, saç kesimiyle bile dalga geçilen hoca, yıllardır ezilen beşiktaş'ın başına getirildi. yine o fiyata olabilecek en iyi transferlerle başladık sezona. özellikle bedavaya getirilen mario gomez, beşiktaş'ın geleceğe bakan aydınlık yüzünü canlandırıyor gibiydi. göçebe şekilde lig sonuna kadar devam ettik. fenerbahçe'nin 80 milyon €'ya kurulmuş kadrosuna karşı kıyasıya mücadele başladı. ve beşiktaş, vodafone arenakozunu ortaya sürdü. stadını açtı, taraftarıyla kucaklaştı ve feda sezonunun bittiğini resmen ilan etti. gol kralı ve asist kralı çıkardı. loser denen şenol güneş ve üçüncülüğe abone olmuş beşiktaş ortaklaşmasından bir güç ortaya çıktı. bu güç kupayı, açılan kendi stadında göğe kaldırdı. bu, şenol güneş'in de ilk lig kupasıydı.

2016-2017 sezonu. elbette şenol güneş ve bir çok cüzi paralarla yapılan transferle sezona devam edildi. beşiktaş 33 bin kombine sattı. kulüp mali olarak düze çıktı. beşiktaş daha ligin başından ezeli rakiplerine "rakibim değilsin" mesajı verdi. puan farkı hep devam etti. rakip takım taraftarları aralık ayında şampiyonluktan umutlarını kesti. beşiktaş; oynayacak stat bulamadığı yıllardan sonra kendi stadında şampiyonlar ligi marşını çaldırdı. taraftar, ilk yarısı 0-3 mağlup biten bir şampiyonlar ligi maçında takımı tribüne çağırdı ve onları yuhalamak yerine alkışladı. "haydi kalk ayağa" diyerek elini uzattı. ve maç 3-3 sona erdi. beşiktaş artık en büyük gücünü de yanına almıştı. şampiyonlar ligi'nden elense de avrupa ligi'nde 2 tur atladı ve gözünü stockholm'e dikti. ligdeyse beşiktaş, yine bir trabzonspor maçında; 90+3'de bedelsiz alınan ve kendisinden hiçbir şey beklenilmeyen oyuncusu atiba hutchinson'ın golüyle en yakın rakibine olan farkını 8 puana çıkardı. şuanda geçen seneden daha acımasız, kartal gözü keskinliğinde ileri bakmakta ve büyük takımlardan biri değil en büyük olma yoluna ara vermeden devam etmektedir. 

kartallar, yaşlandıkları zaman pençeleri ve gagaları körelir. bu durumda kartalın önünde iki yol vardır. ya yuvasında kendisini ölüme terk edecek, ya da daha acı dolu bir yolu seçecek. acı dolu yolda; kartal gagasını ve pençelerini taşlara vurarak, kanatmak ve onları düşürmek zorundadır. bu yolun sonunda yepyeni ve son derece keskin gaga ve pençelere sahip olurlar. beşiktaş'ın yaptığı tam olarak buydu işte. bugünkü dominasyonun temeli budur.

beşiktaş'ın para sıkıntısıyla alay eden galatasaray, aynı sorundan tesislerini satışa çıkardı ve avrupa'ya gidemedi. düşmüş beşiktaş'a "en iyi oyuncularını alırım yedek oturturum" diyen fenerbahçe kulübü en iyi iki oyuncusunu beşiktaş'a bedavaya kaptırdı.

şimdi beşiktaş taraftarı'nın rakiplerini ezmesini, zafer sarhoşu olmasını garip karşılıyolar. herkes çektiğini bilir ve eden bulur. daha acımasız olacağız. size bu ülkede yeni spor dalları aratmaya devam edeceğiz. durmaya hiç niyetimiz yok. tüm ezilmiş olanların hatrına, sizin üzerinizden bir kez daha geçeceğiz. 

eğer onurunla düşmüşsen toprağa, hakkın ve şerefinle kalkarsın ayağa. şimdi motorları maviliklere sürme vakti. ne mutlu beşiktaşlıyım diyene.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/67351413

Güncel: Spor gazetelerinin günlük satış ortalamaları


PAS FOTOMAÇ 149.270


FANATİK 109.346


AÇIK MERT KORKUSUZ 14.139


Kaynak:  Medyatava.com, MTM


Anderson Talisca Sosalaştırılacak. yani Beşiktaş yeniden merkezden hücum başlatacak

ilk nefes arasında durumuna toptan bir analizle bakalım. 

transfer döneminde son 11 gün. 8 eylül gecesi dönem kapanıyor. transfer ihtimali bulunan üç isim vardı, domagoj vidajose ernesto sosa ve demba ba. bir ihtimal ortadan kalktı. jose sosa, beşiktaş'tan 10 gün haber bekledi ve bekleyişini dün gece sonlandırdı. herkes gönlünün ekmeğini yiyor sonuç olarak. ac milan'a gidip daha çok yıllık ücret almak için beşiktaş'ta antrenmanlara çıkmamıştı sosa. bu yaptıklarının geri dönüşünü geçen yıl aldı. milan'da hiçbir varlık gösteremedi. bu seneki kadroda formayı görmesi bile mümkün değil. geçen yıl asist kralı bir 10 numara olarak ayrıldığı takıma rotasyon oyuncusu olarak bile dönemedi. bunda başlıca etken geçen yılki davranışlarıydı. bundan sonraki kariyerinde kendisine başarılar diliyoruz. 


domagoj vida meselesi yılan hikayesine döndü. ukrayna takımlarından transfer yapmak korku filmi gibi zaten her zaman. çünkü geçmişte çöp oyuncuları türkiye'ye 5 milyon €'lara satmak bir gelenek ukrayna takımlarında. bunu zorluyolar ve akıllı da hareket etmiyolar. beşiktaş'ın tekifi gayet makul aslında. "4 ay sonra bedavaya alacağım ben bu oyuncuyu. şimdi size makul miktar para verelim, hem biz de 4 ay stoper sıkıntısı çekmeyelim" diyor beşiktaş. akıllı bir kulüp bu teklifi havada kapar. çünkü oyuncu beşiktaş'a gitmek istiyor. 1,5 m. €'luk ilk teklifi reddettiler. bu reddetme aşamasından sonra vida dinamo kiev'de kadroya girmeye başladı. yeni ve muhtemelen son teklif 1 m. € + denys boyko şeklinde. buna cevap bekleniyor. kaleci rotasyonuna arayışı var kiev'in. kendileri için makul bir teklif ama makul pek çok teklifi reddediyolar. şuanda bitti demek için erken bu yüzden.

peki vida olmazsa başka stoper alternatiflerine mi yöneleceğiz ? hayır. alternatiflerle bağları tek tek kopardık. ocak'ta vida veya şimdi vida şeklinde ilerleyecek sol stoper transferi. vida olmadığı takdirde demba ba beşiktaş'ta diyebiliriz. türkiye'de bireysel antrenmanlarını sürdürüyor ve haber bekliyor.
vida gelirse demba ba çin'e geri dönecektir. 


biliyorsunuz denys boykoalexander milosevicpedro franco ve aras özbiliz u-21 takımına gönderildi. bu "kesin yabancı transfer yapacağız" demek oluyor. çünkü bu oyuncular gittiği zaman beşiktaş'ın kadrosunda 13 yabancısı kalıyor. 1 yabancı kontenjanı daha var. diğer üç oyuncu tamam ama transfer yapılmayacak olsaydı aras kesinlikle u-21'e yollanmazdı.

peki bu oyuncular çok mu kötü durumda ? yoksa hoca hakikaten kafasındaki kadroya almadığı için mi kadro dışılar ? cevabı belli. aras dışındaki oyuncuların 3'ü de kiralık oynadılar geçen sezon. hiçbir takım opsiyon kullanmak istemedi ve alma teşebbüsünde bulunmadı. özellikle boyko, malaga'da felaket bir performans gösterdi, medyada alay konusu oldu. diğer oyuncular da varlık gösteremediler. antrenmanlarda da bu durum değişmedi. aras özbiliz de geçen yıl ziraat türkiye kupası ve bu hazırlık sezonunda şans buldu. ama sahada göremedik bile. bu kararlar normal. boyko hariç talipleri de yok. sözleşmelerinin bitmesini beklemekten başka çaremiz yok. 

gelelim kafamızı en çok meşgul eden konuya. takımın oynadığı geçen senenin altında kalan futbol. kadroda geçen yılki kadrodan 2 fark var. marcelo guedes'in yerine gelen pepe ve sakatlanan gökhan gönül'ün yerine oynayan oyuncular. peki oyundaki hatrı sayılır düşüş neden ?

bunun en büyük nedeni oyunculardaki aşırı yorgunluktu. çin turu için harcanan zaman ve ispanya'ya gidiş-dönüşe harcanan vakit kamp programını sıkıştırdı. her yıl oyuncuları yorgunluktan öldüren yükleme antrenmanları, bu kısıtlı süre içinde daha da yoğun verildi. daha önce de yazmıştım ama tekrar üzerinden geçelim. normal bir insan şu yükleme antrenmanından 1 hafta sonra maça çıkmayı bırakın koşmaya bile başlayamaz. yorgunluk ilk etken. bu yükleme antrenmanları oyuncuları sezon içindeki yoğun tempoya hazırlamak için yapılıyor. şart. 

beşiktaş'ın hücum düzeni 2015-16 sezonunda ortadandı. oğuzhan özyakupjose ernesto sosa ve mario gomezüçlüsü birbirine öyle uyumluydu ki, kalede tolga zengin, sol bekte ismail köybaşı , sağ bekte andreas beck, stoperde alexis delgado olmasına rağmen muhteşem bir oyun vardı. 

2016-17 sezonunda beşiktaş kanat oyununa döndü. sadece ricardo quaresma ve olcay şahan üzerine kurulu hücum düzeninde beşiktaş, olcay'ın form düşüklüğü sebebiyle sorun yaşadı. ryan babel'in gelişiyle takım tekrar yükseldi. avrupa'da 2015-16 sezonundaki hüsranın yerine de avrupa başarısı geldi. 

beşiktaş'ın bu sezon da oyunu kanat oyunuyla başladı. yorgun olan ricardo quaresma ve ryan babel, henüz hazır olmayan jeremain lens sebebiyle beşiktaş hücum organizasyonu yapamadı. neredeyse tüm goller duran top organizasyonundan geldi. çünkü quaresma da babel de hiçbir varlık gösteremedi. ne bir oyuncu geçebildiler, ne iyi bir orta yapabildiler ne de adam eksiltebildiler. hücum düzenini kanattan kuran beşiktaş'ın kanatları çalışmazsa ne olacağını gördük. 

bu oyun böyle mi devam edecek ? mümkün değil. milli ara sonrası beşiktaş için karar aşaması başlayacak. lens ve orkan da rotasyona girecek. kanattan hala verim alınamazsa anderson talisca sosalaştırılacak. yani beşiktaş yeniden merkezden hücum başlatacak. bunun için talisca'nın eğitilmesi ve yerine alışması şart. mecbur kalınması halinde süre alacaktır ama oturunca "oğuzhan-talisca-negredo" triosu, "oğuzhan-sosa-gomez" triosundan çok daha etkili olur.

milli ara öncesi oynanan kötü oyunun sebebi 4. haftada belli olacak. yorgunluksa 4. haftada eski domine beşiktaş'ı, belki daha iyisini görürüz. eğer sebep form düşüklüğüyse o zaman oyun planı değişecek. her şekle uygun bir kadromuz var. vida'nın gelmesi halinde her mevkinin en az 2 kaliteli oyuncusu olacak. fikrimi soracak olursanız tek sebep yorgunluk. dayanağım atiba hutchinson'ın seri şekilde artan performansı. ilk maçındaki haliyle kadroya giremezdi. şuanda eski haline yaklaştı. bir asist, bir gol ve defansta yine kesicilik yaptı bursa maçında. her oyuncu bu şekilde yükselecek. 

bununla birlikte aşırı karamsarlığı da saçma buluyorum. takımın oyunu iyi değil evet. ama 3 haftada 7 puan aldık. oynadığımız kasımpaşa kadrosu da, antalyaspor kadrosu da bursaspor kadrosu da son 2 yıldan daha iyiydi. üstelik bir maç da seyircisiz oynadık. şimdi son 3 yılda bu maçların muadillerinde ne yapmışız bakalım; 

2015-16 : beşiktaş 1-0 antalyaspor
2016-17 : beşiktaş 3-0 antalyaspor
2017-18 : beşiktaş 2-0 antalyaspor

2015-16 : kasımpaşa 2-1 beşiktaş
2016-17 : kasımpaşa 2-1 beşiktaş
2017-18 : kasımpaşa 2-2 beşiktaş

2015-16 : beşiktaş 3-2 bursaspor
2016-17 : beşiktaş 2-1 bursaspor
2017-18 : beşiktaş 2-1 bursaspor

beşiktaş kötü oyunu, düşük formu, eksik kadrolu ve yorgun oyunculu haliyle geçen yıllardaki sonuçlarla aşağı yukarı aynı sonuçları aldıysa; forma girmiş ve bol alternatifli beşiktaş neler yapabilir siz tahayyül edin. umutsuzluğa kapılması gereken son taraftar bile değiliz. güneşli günler devam edecek. sabırlı olalım


kaynak:  https://eksisozluk.com/entry/70478278

28 Ağustos 2017 Pazartesi

15 Dakikada Sosyal Medya Uzmanı Olun!



Kaynak; http://sosyalmedya.co/15-dakikada-sosyal-medya-uzmani-olun/




Konuk yazarımız Taci Yalçın Pure New Media Creative Group Head ve Sosyal Akademi eğitmenidir.

Bu başlığın doğru olabileceğini düşünerek tıklayanlar var, biliyorum. Onlar muhtemelen “3 ayda 7 cm uzatan”reklamlara da inanıyorlar. Ama konumuz onlar değil. Onları yargılamıyorum. El birliğiyle bu işi bu kadar ucuzlatan bizleriz. Onları bu düşünceye iten, bu işin bu kadar kolay olabileceğini düşündüren bizleriz. Dijital pazarlama ve sosyal medya iletişimi sektöründe çalışan herkesten bahsediyorum. Hepimizden bahsediyorum.

Evet. Son birkaç yılda bu iş bu kadar basitleştirildi. Bu kadar kolaymış gibi lanse edildi. Ortalıkta sürüsüyle “sosyal medya uzmanlığı sertifika programı”türedi bir anda. Devir “poz yapma” devri olduğundan, eğitmenlik teklifi götürülen hemen herkes “hayır” diyemedi. Sorgulamadılar. Gittiler, kendi ajanslarından ya da markalarından, yaptıkları işlerden bahsettiler, yani güzelce pozlarını yaptılar. Poz yapmak uğruna eğitim öğretim etiğinden uzaklaştılar. İnsanlara aslında hiçbir şey öğretmediler. Ama çok şey öğretmiş gibi davrandılar. Onları yargılamıyorum. Dedim ya, devir poz yapma devri. En güzel pozu veren, en güzel düdüğü çalıyor.

Eğitim-Öğretim, bence sağlıktan sonra gelen en ciddi konudur. Daha doğrusu öyle olması gerekir. İnsanları eğiterek güzelce kandırabilir, yanlış yollara saptırabilir, istediğiniz modele girmelerini sağlayabilirsiniz. Bu kadar ciddiye alınması gereken bir konuda bu kadar ciddiyetsiz işler yapılması da tabii ki sadece bizim ülkemize özgü değil. Bizdeki kadar mide bulandırıcı olmasa da dünyada da bu işler böyle yürüyor. Ama iyilerin hakkı dünyada da, Türkiye’de de er geç teslim ediliyor. Bu gerçek hiçbir işte, hiçbir yerde, hiçbir zamanda asla değişmez ve değişmeyecektir.

Beni bilen bilir, eğri oturup doğru konuşmaya çalışırım. Lafımı kimseden asla esirgemem. Fatih Güner, en başında bu projeden bahsettiğinde ilk sorum şu olmuştu: “Poz mu yapacağız, yoksa insanlarla tecrübelerimizi paylaşıp, onlara gerçekten bir şeyler mi öğreteceğiz?” Fatih’in cevabı tahmin ettiğiniz gibi olduğundan, açıkçası ben de çok heyecanlandım. Fatih’in heyecanını içtenlikle paylaştım. Düşündüğü eğitmenleri saydığında “evet” dedim. Burada sosyal medya işine gerçekten emek vermiş, sayısız markanın sosyal medya iletişim stratejisini belirlemiş, sayısız sosyal medya kampanyasında yer almış çok değerli insanlar var. (Gerçi birkaçı hariç) Burada sosyalmedya.co’ya bir eleştiri de yapmak isterim. Bu görüşümü daha ilk program öncesinde de iletmiştim. Sonuçta hepimiz mükemmeli yakalamak için çalışıyoruz. Eleştirimi “kadro daha mükemmel olabilirdi” ekseninde özetleyebilirim. Ama bu, halen sosyalmedya.co’nun eğitmen kadrosunun en güçlü ve en doğru insanlardan oluştuğu gerçeğini değiştirmiyor. Geçtiğimiz birkaç yılda birçok sosyal medya uzmanlığı sertifika programından gelen teklifi reddetmemin nedeni de bu. En iyisi burası olduğu için buradayım. Amacı en net ve en dürüst program burası olduğu için buradayım. Bunu daha net açıklayacak başka bir cümlem yok.

Yeri gelmişken şu “uzmanlık” konusuna da biraz değinmek isterim. Eskiden işinin erbabı olmayan insanlar para kazanamazdı. Nispeten hala öyle. Düzgün pantolon dikemeyen bir terzinin, iyi ayakkabı yapamayan bir ayakkabıcının uzun vadede iş yapabilmesi mümkün mü? “Pabucu dama atılmak”deyiminin nereden geldiğini bilir misiniz? Çok kısa özetlemem gerekirse, Osmanlı döneminde tüm esnaflar işini hakkıyla yapmaya çalışırmış ve hileye hurdaya pek rastlanmazmış. Eğer bir ayakkabıcı, işine hile karıştırmışsa ve çabuk yırtılan bir ayakkabı imal etmişse, o pabuç bir daha kullanılmaması için dama atılırmış. Pabucu dama atılan ayakkabıcının itibarı sıfırlanır, o meslekten ekmek yemesi artık neredeyse imkansız hale gelirmiş. Daha detaylı bilgi için blogum Yani Neymiş’e göz atabilirsiniz.

Şimdilerde ortalık, pabucu dama atılması gereken ama sektörün türlü sıkıntı ve ihtiyaçlarından dolayı pabucu dama atılamayan insanlardan geçilmiyor. LinkedIn profilinizi “sosyal medya uzmanı” olarak güncellediğiniz anda sosyal medya uzmanı olmanız mümkün. Eh, nihayetinde sektör bu haldeyken işini gerçekten iyi yapan insanların sayısı da çok çok az. Birçok ajanstan önemli görevlerdeki arkadaşlarımla ortak sıkıntımız, nitelikli takım arkadaşları bulamamak. Birçok markanın sosyal medya iletişimini dijital veya sosyal medya ajansları yürütüyor. Bu ajanslardaki nitelikli eleman sıkıntısını da düşündüğümüzde, birçok önemli markanın sosyal medya iletişimi tabir-i caizse pata küte yapılıyor.



Peki, iyi bir sosyal medyacı nasıl olmalıdır? İyi bir sosyal medyacı, önce iyi bir sosyal medya yöneticisi olmalıdır. Buradaki “yönetici” bildiğimiz “yönetici” değil. Buradaki yöneticilik, görselden de anlayabileceğiniz üzere markanın kitlesini iyi yönetmek, doğru yönlendirebilmekten geliyor. İyi bir sosyal medyacı, trendleri düzenli olarak takip etmeli ve halihazırda markanın bulunduğu platformların dinamiklerine hakim olmalı. Sürekli kuralları ve yapıları değişen bu platformları iyi tanımalı. Yapılan işin, özünde “iletişim”olduğunun farkında olmalı. Gerek rakipleri, gerekse gidişatı iyi analiz edebiliyor olmalı. Yaratıcı olmalı. Evet, yaratıcı içerik günümüzün en önemli konularından biri. Yaratıcı içerik üretebiliyor olmalı. Sorun çözebiliyor olmalı. Muhtemel sorunları önceden sezebiliyor olmalı. Kriz yönetim becerisine sahip olmalı. Eften püften değil, anlaşılır ve doğru raporlama yetisine ve bilgisine sahip olmalı. Araştırmacı olmalı. İyi bir sosyal medyacı hem iyi bir reklamcı, hem de iyi bir pr’cı olmalı.

Bu noktada iş, bizim gibi bu işe gerçekten gönül vermiş, hatta sadece gönül vermekle kalmayıp daha fazlası olan emeğini ve zamanını vermiş insanlara düşüyor. Belki Don Kişot’luk yapıyoruz. Belki bu kötü gidişatı değiştiremeyeceğiz. Fakat bildiğimiz bir şey var. Amacımız, gerçekten bu işe hakim, bu işi yapabilecek insanlara doğru yolu göstermek ve gerektiğinde onları takımımıza kazandırmak. Bu işin üzerindeki kara lekeyi zamanla temizleyip, saygıdeğer kılmak. Biz bunu yapabileceğimizi biliyoruz. Siz de nerede olduğumuzu biliyorsunuz.

Yazıma katkıları ve bu güzel görseli bulup benimle paylaştığı için takım arkadaşımDoğan Çetin‘e teşekkürler.

Oğuzhan Özyakup 'un milli takıma alınmaması ile ilgili dikkat çeken bir flood

kaynak: https://twitter.com/mertelam/status/901794171396206592











About