22 Nisan 2019 Pazartesi

Göklerden Gelen Karar


Beşiktaş, zorlu geçmesi beklenen Sivas deplasmanında 3 puanı aldı ama kelimenin tam anlamıyla ecel terleri döktü. Maç öncesi yapılan değerlendirmelerde karşılaşmanın favorisi siyah-beyazlılardı ancak başlama düdüğüyle birlikte görüldü ki, geçmiş haftaların parlak takımından pek de eser yok. Bu görüntünün nedenini açıklamaya çalışırsak, bunu iki başlık altında yapmamız lazım. Birincisi; Beşiktaş’ın taktiksel anlamda son haftalardaki çizgisinden uzaklaşmak zorunda kalması. Hatırlayalım, savunmadaki üçlü/beşli geçirgenlik, Medel’in sol stoperden orta alana kayması sayesinde işlerlik kazanıyor ve Beşiktaş hem savunmada hem de orta alanda bir kişi fazla olabilmenin avantajlarını kullanıyordu. Sivas deplasmanına çıkan kadroda Adriano ve Caner olmayınca, Medel bu kez direkt sol bek oynamak zorunda kaldı ve Douglas karşısında tüm iyi niyetine rağmen bocaladı. İlk yarıdaki asabi hali ve oyundan çıkmak istemesi tamamen görev bölgesinin gereklerini tam anlamıyla yerine getirememenin hırsından. Atiba ve Dorukhan, Medel’in sağladığı ekstra güvenlikten mahrum kalınca hücuma çıkışlarda ürkek ve çekingen davrandılar. Bu da Sivasspor’un Beşiktaş’a önlem almasını kolaylaştırdı. Gelelim ikinci taktiksel başlığa… Kırmızı-beyazlılar çağdışı da olsa Kagawa, Ljajic ve Burak Yılmaz’a adam markajı uyguladı. Atiba ve Dorukhan da üçüncü bölgeden uzak kalınca Beşiktaş’ın gol üretmesi duran toplardaki becerisine kaldı. Açıkçası, Sivas’ta alınan bu kritik 3 puan tamamen duran top kaynaklı idi. Hele Burak Yılmaz’ın 28 metreden kaleciyi kontrpiyede bıraktığı frikik, olsa olsa Sivasspor’un kara yazgısı ile açıklanabilir.
Şampiyonluğa oynayan takım, kötü oynarken de kazanabilen takımdır. Ne oldu da Şenol Güneş milli takım hocası olduktan sonra Beşiktaş şampiyonluğa oynayan bir ekip halini aldı, orası muamma. Ama sahada açıkça görülen bir şey var ki, Beşiktaş’ın ilk devrede 5 mağlubiyet alıp Kasımpaşa’dan 4 yiyen takımla hiç alakası yok. Ligin ilk yarısında alınan mağlubiyetlerden biri de bu geceki rakip Sivasspor’a karşıydı. O gece oynayanlar arasında Tolga Zengin, Pepe, Babel, Quaresma gibi isimler var. İsimler büyük ancak takım oyununa katkıları tartışılır. Kulüpte birileri doğruyu gördü ama keşke daha erken olsaydı diye hayıflanmıyor değiliz. Bu meyanda önümüzdeki yılın kadrosunda olmaması gereken isimler de ligin sonu yaklaştıkça sanıyorum kafalarda kesinleşiyor. Örneğin ligde bu sezon 1233 dakika forma giyebilen Adriano, tüm oyun bilgisi ve profesyonelliğine rağmen fizik durumuna güvenilecek bir isim değil. Ne hücum ne savunma katkısı verebilen Jeremain Lens vedalaşılması gereken bir başka oyuncu. Sabır gerektiren bir mevkide oynamasına rağmen sabır taşını çatlatan Loris Karius, yaldızlı isminin hakkını asla veremiyor. Gelişi gibi gidişi de sessiz sedasız olacağa benzeyen Enzo Roco ve benim çok ümitli olduğum ancak maliyeti nedeniyle büyük bir yönetim hatası halini alan Cyle Larin de yeni sezonda kadroda görmeme ihtimalimizin yüksek olduğu oyuncular arasında. Bir de kariyerine Portekiz’de nokta koymaya hazırlanan Quaresma var. Bakın, bir kalemde daha iyisine ihtiyaç duyulan 6 futbolcu ve 5 mevki saydık. Buna rağmen Beşiktaş, ligin son 5 haftasına uzaktan şampiyonluğu, yakından Şampiyonlar Ligi’ni kovalayarak giriyor. Ve her şeyden önemlisi, taraftarı “biz şampiyonluğa oynayan bir takımız” diyebiliyor. “Şu ligin en iyi topunu biz oynuyoruz” dediklerinde de pek itiraz eden çıkmıyor.
Eh, bir de şu Burak Yılmaz sezon başı gelseydi.

Cem Top.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Lütfen değerli yorumlarınızı bizlerle paylaşınız.

About